Yerel Haberler

“Kıbrıs Türklerini Görmezden Gelen Bu Sorumsuz Tutumu Kınıyorum”

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Eral Osmanlar,  “Değişen Dünya Düzeni: Doğu Akdeniz’de Mavi Savaşlar” konulu 1. Uluslararası Konferansında önemli mesajlar verdi.

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi, “Değişen Dünya Düzeni: Doğu Akdeniz’de Mavi Savaşlar” konulu 1. Uluslararası Konferansı düzenledi.

Üniversite Mütevelli Heyeti Başkanı Eral Osmanlar yaptığı konuşmada 2000’li yılların başından itibaren Doğu Akdeniz’de yer alan hidrokarbon kaynakları nedeniyle bir hareketlilik bulunduğuna dikkat çekerek, meydana gelen olaylarda adanın baş rol oynadığını belirtti.

“BİZİ UZAK TUTMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORLAR”

“Adamızın çevresinde yer alan değerli hidrokarbon kaynakları, uzun süredir uluslararası gündemde yer almaktadır” diyen Osmanlar, “Ancak başta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere pek çok aktör Kıbrıs Türklerinin ada çevresindeki hidrokarbon kaynaklarından uzak tutmak için ellerinden gelen her türlü girişimi yapmışlardır ve yapmaya da devam etmektedirler. Hatta ve hatta, Rum yönetimi bu yöndeki tüm kötü niyetlerini bir adım daha ileri taşıyarak 2004 yılında BM nezdinde kayda geçen Türkiye kıta sahanlığında da sondaj çalışmaları yapılması için yabancı şirketlere ruhsat vermektedir” ifadelerine yer verdi.

“BÖLGE TÜRKİYE OLMADAN DÜŞÜNÜLEMEZ”

Konuşmasında Türkiye’nin önemine vurgu yapan Osmanlar sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Yalnız daha önce gerçekleştirmiş olduğumuz bir etkinlikte ifade ettiğim gibi, bölge Türkiye olmadan düşünülemez. Ve yine unutulmamalıdır ki; bölge Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hakları dikkate alınmadan değerlendirilemez. Belirtmek isterim ki gerek Türkiye gerekse KKTC’nin, kendi haklarını ve Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını korumak üzere asla geri adım atmadan kararlılıkla sürdürdüğü faaliyetlerine her zaman destek olacağız. BM’nin de onayladığı uluslararası antlaşmalara hiçbir şekilde uymadan ve Kıbrıs Türklerine söz hakkı verilmeden yapılan bu çalışmaların kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

“KIBRIS TÜRKLERİNİ GÖRMEZDEN GELEN BU SORUMSUZ TUTUMU KINIYORUM”

Osmanlar, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere de değinerek sözlerini şu şekilde sürdürdü; “13 Temmuz 2019 tarihinde tarafımızdan Rum Yönetimi’ne yapılan ortak komite önerisi etraflıca düşünülmeden reddedilmiştir. Bu ancak Rum Yönetimi’nin işi çıkmaza sürme ve bizi meselenin dışında tutma niyetinin açık bir yansımasıdır. Mısır, İsrail, ABD, Yunanistan gibi Rum Yönetimi’ne akredite bazı büyükelçilikler, geçen temmuz ayında, Rum tarafının faaliyetlerini desteklediğini gösteren açıklamalar yapmıştır. Hiçbir şekilde arabuluculuk kabul etmeyen ve Kıbrıs Türklerini görmezden gelen bu sorumsuz tutumu kınıyorum. Ve hakkımızı aramaktan vazgeçmemek gerektiğini belirtmek istiyorum. Kararlılığımızın en önemli göstergesi, 2012-203 yılında Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisiyle çıktığımız yola bugün Fatih ve Yavuz yedinci nesil sondaj gemilerimizle devam ediyor olmamızdır (Yani benzetme yapacak olursak kötü komşu insanı sondaj gemisi sahibi yaparmış). Gerek uluslararası toplumdan gelen tepkiler gerekse Rum-Yunan dayanışması ile tam bir iş birliği içinde olan Avrupa Birliği’nin tehditleri bu konudaki kararlılığımızı etkilemeyecektir. Özellikle de AB, yalnızca üye devlet statüsü sebebi ile Rum Yönetimi’ni destekleyerek meydana gelen gelişmelere taraflı şekilde yaklaşmaktadır. Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak adına yapılan sondaj faaliyetlerinin yasadışı olarak nitelendirmesi, uluslararası hukuk açısından da son derece üzücü ve kınanması gereken bir durumdur”

AB’YE MESAJ

Osmanların bir mesajı da Avrupa Birliğine oldu. Osmanlar “Hazır konu AB’ye gelmişken; AB yarım asırlık uyuşmazlık meselesinde “yarım devlet”i içeri alarak bölünmeyi kalıcılaştırdığı gibi, ortak menfaatlerde uzlaşma yapmanın tüm zeminlerine ve bu birliğin kuruluş felsefesine ve varlık nedenine aykırı biçimde üye kabul etmiştir. AB’nin ortak menfaatleri uzlaşma kültürünün verdiği iş birliği anlayışından uzaklaştığı bu durumu, gelecekte daha ciddi sorunlara sebep olma potansiyelinden ötürü üzüntüyle karşılamaktayız. Bu yaklaşım, Ada’da 50 yıldır bir uzlaşıya varılamamasına neden olan ve yönetimi ve zenginliği paylaşmaya hazır olmayan zihniyetin bir yansımasıdır.” Dedi

“YILMADAN EYLEMLERİMİZİN ARKASINDA DURACAĞIZ”

“İnanıyorum ki gerek Türkiye gerekse KKTC, başta Avrupa olmak üzere gelen tüm dış baskılara karşı direnerek hakkını aramaya devam edecektir. Uluslararası hukuka uygun şekilde kendi payımız olan doğalgazı elde edene dek yılmadan eylemlerimizin arkasında duracağız” şeklinde konuşan Osmanlar, “Fatih” ve “Yavuz” adlı sondaj gemileri, Türkiye’nin kıta sahanlığında ve KKTC tarafından Türkiye Petrolleri’ne verilen ruhsat sahalarında, arama faaliyetlerini hızla ve kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Ancak Yavuz’un geçen haziranda Karpaz-1 kuyusuna ulaşmasının ardından, Rum-Yunan ikilisi yine AB’yi seferber etmiştir. Bu çerçevede, 10-11 Temmuz 2019 tarihli “AB Daimi Temsilciler Komite” toplantısında Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimize ilişkin Türkiye’ye karşı uygulanmak üzere bir tedbirler paketi ele alınmıştır. Hemen sonrasında Türkiye’den, bu tedbirlerin kararlılığımızı etkilemeyeceği konusunda bir açıklama yapılmıştır. Son olarak AB, 11 Kasım’da sondaj faaliyetlerine ilişkin olarak bu kez somut bazı tedbirleri karara bağlamıştır. Türkiye, bu kararların kararlılığımızı etkilemediğini bir kez daha vurgulamış, hemen ardından da, planlandığı gibi, Fatih sondaj gemisini Karpaz yarımadasının güneyine, Magosa-1 kuyusuna göndermiştir. Hem Rum Yönetimi hem de Avrupa, bu konuda Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini önemli bir taraf olarak kabullenene ve gerekli söz hakkını verene meşru hak ve çıkarlarını teslim edene kadar bu faaliyetler devam etmelidir” ifadelerine yer verdi.

Son olarak, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak, Türkiye ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini sonuna kadar desteklediğimizi ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten onur duyduğumuzu belirtmek isterim. Doğu Akdeniz sorunu konusunda önemli bir dönüm noktası olmasını arzu ettiğimiz bu konferansa dünyanın dört bir yanından katılarak şeref vermiş olmanızdan ötürü tekrar teşekkür ediyorum. Ve bu konuda fark yaratacak verimli bir konferans olmasını diliyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu