Yerel Haberler

Mesajım yanlış algılandı

Cumhurbaşkanı Akıncı kıyamet koparan açıklamasının ardından ”Türkiye’deki duygu seli içinde mesajım yanlış algılandı” dedi.

Akıncı Habertürk’ten Nagehan Alçı’ya konuştu.

Nagehan Alçı’nın yazısı

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın amacı nedir?

Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptığı paylaşım Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Açıkçası ben de bu açıklamaya şaşıranlardan biriyim.

Akıncı, yayınladığı uzun mesajda operasyonun bir an önce bitmesinin, meselenin diyalog ve diplomasi ile çözülmesinin doğru olacağını söylüyor.

Hele ki Kıbrıs Barış Harekatı’na referans yaparak orada da akan kandı, burada da akan kan diyor.

Neredeyse bütün dünyanın Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda giriştiği operasyona karşı pozisyon aldığı bir süreçte KKTC Cumhurbaşkanı’ndan böyle bir açıklama gelmesi doğal olarak Türkiye’de büyük hayal kırıklığı yarattı.

Ben Barış Pınarı operasyonunun Türkiye’nin güvenliği ve kaygıları açısından haklı ve doğru olduğunu düşünüyorum. Türkiye meşru bir operasyon gerçekleştiriyor. Bunu yazılarımda da ifade ettim. Bu açıdan Sayın Akıncı’nın açıklamasının en azından psikolojik olarak uluslararası arenada yalnız bırakılmış bir Türkiye’de büyük tepki yaratmasını doğal karşılıyorum.

Ancak siyaset gazetecisinin görevi aynı zamanda yüksek profilli tüm politik aktörlerle konuşmak ve onlara mikrofon uzatmaktır. O siyasetçilere fikren katılsa da, katılmasa da bunu yapmalıdır bir gazeteci.

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı bu açıklamayı yaparken böyle bir tepki ile karşılaşacağını öngörememiş olabilir mi? Açıklamayı daha sonra geri çektiği söyleniyor. Bu bir geri adım mı? Açıklamadaki ifadelerinin arkasında mı yoksa yanlış anlaşıldığını mı düşünüyor?

Diğer yandan KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Akıncı’ya çok sert tepki gösterdi. Parti olarak koalisyondan çekilme sinyalleri dahi verdi. Bu ne anlama geliyor? Malum 2020 Nisan ayında Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. O seçimlerde Türkiye kimi destekleyecek? Başbakan Tatar son gelişmeden sonra aday olacak mı?

GAZETECİLİK BİR MATBUAT SİYASETÇİLİĞİ HALİNE GELDİ

Bu ve benzeri onlarca soru var. Mustafa Akıncı’nın açıklaması çok konuşulsa da kendisinin bu konuda hiç konuşmamış olması benim dikkatimi çekti.

Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı’yı aradığımda da kendisine bu olaydan sonra Türkiye’den ulaşan ilk gazeteci olduğumu öğrendim.

Türkiye’nin ana gündem maddesi iken muhalif ve alternatif medya dahil kimsenin Sayın Akıncı’ya ulaşmaya bile çalışmamış olmasını Türkiye’deki gazeteciliğin içler acısı hali olarak nitelendiriyorum.

Herkes politik pozisyon alıyor ve karşıya ateş ediyor. O kadar. Gazetecilik bir matbuat siyasetçiliğinden başka bir şey değil artık Türkiye’de.

Ben hem Sayın Akıncı ile hem de Başbakan Sayın Tatar’la görüştüm.

Her iki siyasetçiyle de 1 saate yakın süren telefon röportajları yaptım.

Ardından KKTC’nin en etkili gazetecilerinden biri olan Reşat Akar ile ve sonrada Kıbrıs’ın kritik noktalarında görev yapan ancak isimlerini vermek istemeyen iki önemli yetkili ile konuştum.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: “Türkiye’deki duygu seli içinde mesajım yanlış algılandı”

Akıncı ile ilgili başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türkiye siyasetinin en önemli isimleri çok sert açıklamalarda bulundular ancak kendisi o açıklamadan sonra hiç konuşmadı.

Ben aradığımda “Nagehan Hanım Türkiye’den arayan ilk gazetecisiniz. Size çok teşekkür ediyorum. Büyük bir lince maruz kaldım ancak sizin dışınızda kimse bana bir şey sormadı” dedi.

“Büyük haksızlık yapılıyor, ciddi bir çarpıtma var. Ben söyleyeceğimi net dile getiren bir insanım. Söylediğim şu: Türkiye’nin terör belasından kurtulmasını istemeyen var mı Kıbrıs’ta? Elbette bunu istiyorum. Çarpıtmaya mahal yok” diye girdi lafa.

“KIBRIS BARIŞ HAREKATI İLE İLGİLİ AYNI ŞEYİ DAHA ÖNCE DE SÖYLEDİM”

Akıncı’nın sözü Kıbrıs Barış Harekatı’na getirmesi de burada çok tepki aldı ve kendi kamuoyu tarafından da bu nedenle eleştirildiği ileri sürüldü. Kendisine bunu sordum, 1974’e atıf yapmasının hâlâ arkasında olup olmadığını merak ettim.

“Ben bunu ilk kez söylemiyorum ki Nagehan Hanım. Mesela 20 Temmuz 2015 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da olduğu törende de söylemiştim. Ben her savaş için aynı şeyi söylüyorum. Bir daha olmasın, yeni şehitler vermeyelim… Benim sıklıkla oturttuğum bir bağlam bu. Bakın o açıklamada da var, ben Kıbrıs Barış Harekatı’nda bir genç olarak Lefkoşa’daydım ve o harekata katıldım. En yakın arkadaşlarım gözümün önünde şehit oldular. Operasyon desek de neticede bu bir savaş. Benim ne demek istediğimi Kıbrıs’ta herkes bilir. Eski bir siyasetçiyim. Söylediklerime burada tepki yok. Kıbrıs’ta yıllardır benim
nerede durduğumu görüyor insanlar.”

“KAST ETTİĞİM PKK İLE DİYALOG DEĞİL”

Akıncı’ya diyalog ve diplomasiden ne kast ettiğini sordum. “Sorunun çözümü için PKK-YPG ile diyalog mu öneriyorsunuz?” dedim.

“Hayır, kastım PKK filan değil. Türkiye ile Suriye arasında en kısa zamanda diyalog ve diplomasi kanalları açılsın istiyorum. Yalnızca Suriye değil AB ile Mısır ile de öyle. Ben diplomasi ve diyaloğun gücüne inanıyorum. Bu yalnızca bu mesele ile sınırlı değil. Yoksa terör örgütleri ile görüşsün vs demiyorum. Zaten onu diyecek konumda da değilim” diye konuştu.

Akıncı’nın sözlerinin arkasında kuvvetli bir şekilde durduğunu gördüm. Kendi bakış açısı ve bugüne kadar söyledikleri ile tutarlı bir çizgi bu. Ancak şu cümlesini çok önemsedim ve içeriğinde bir özeleştiri sezdim…

“Türkiye’deki atmosferi Buradan çok iyi anlamak imkansız. O duygu seli içinde bizim vermek istediğimiz mesaj doğru algılanmadı Nagehan Hanım.”

Sayın Akıncı’nın bu sözle önemli bir tespit ve özeleştiri yaptığını düşünüyorum.

Akıncı KKTC siyasetinde eski bir isim. 28 yaşında Lefkoşa’nın ilk seçilmiş belediye başkanı olmuş, bu görevi 14 yıl yürütmüştü. Daha sonra milletvekilliği, parti başkanlığı ve başbakan yardımcılığı yaptı.

Türkiye’ye ‘ana vatan’dan ziyade eşitlik temelinde bakıyor, hatırlarsanız göreve geldiğinde yavru vatan değil, kardeş vatan diyerek yine tepkileri üzerine çekmişti. Ancak kendi siyasi görüşü çerçevesinde tutarlı bir çizgi izlediğini de teslim etmemiz gerek.

Türkiye zor zamanlardan geçiyor. Ambargo kararları ve tehditler art arda geliyor, bu nedenle doğal olarak milletçe hassaslaştık ancak her görüşün ifade edilebildiği bir ortamın korunmasının hepimizin faydasına olacağına inanıyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu