Yerel Haberler

Liderimiz, 37. Ölüm Yıldönümünde Anıldı

Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük, 37’inci ölüm yıldönümünde Dr. Fazıl Küçük Anıtı’nda düzenlenen törenle bugün anıldı.

Törene, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Dr Küçük’ün oğlu Mehmet Küçük, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, Başbakan Ersan Saner, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC Lefkoşa Büyükelçisi Murat Başçeri, KTBK Komutanı Tümgeneral Sezai Öztürk, GKK Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, Anamuhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, 28. Tümen Komutanı Tuğgeneral Taner Uysal, 39. Tümen Komutanı Tuğeneral Nihat Ergün, bazı bakan ve milletvekilleri, askeri ve sivil yetkililer, kurum, kuruluş ve okullardan temsilciler katıldı.

Tören saat 10.26’da, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Dr Küçük’ün oğlu Mehmet Küçük’ün anıta çelenk sunmasıyla başladı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması eşliğinde bayrakların göndere çekilerek yarıya indirilmesiyle devam eden törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Anıt Özel Defteri’ni imzaladı. Törende, Mehmet Küçük ve Cumhurbaşkanı birer konuşma yaptı.

Törenin ardından, Cumhurbaşkanı Tatar, Meclis Başkanı Uluçay ve Başbakan Ersan Saner yanı sıra bazı protokol yetkilileri, Dr Fazıl Küçük Vakfı, Lefkoşa Merkez Lions Kulübü ile Kuzey Kıbrıs Çevre ve Kültür Mirasını Koruma Vakfı tarafından düzenlenen “Anıttepe’de Ortak Ağaçlandırma Etkinliğine” katıldı ve Dr Küçük’ün anısına fidan dikimi yaptı.

Tören, Bakanlar Kurulu’nun koronavirüs (Kovid-19) önlemleri çerçevesinde maske ve mesafe kurallarına uygun olarak gerçekleştirildi.

TATAR: “KÜÇÜK, FEVKALADE ÖNEMLİ BİR LİDERLİK GÖSTERDİ”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında, Kıbrıslı Türklerin davasının asırlardır devam ettiğini belirtti. Tatar, “1930’lu yıllarda mücadelesine başlayan Dr Küçük, o günlerde İngiliz yönetimi altında baskı altında olan insanlarımızın, EOKA terör örgütüne karşı Kıbrıslı mücadelesini örgütlemek ve aynı zamanda sömürge yönetimine karşı yapılacak çalışmalarda birlik ve beraberliği sağlamak için liderliğini ve önderliğini ortaya koymuştur” dedi.

Kıbrıslı Türklerin varoluşu mücadelesinin bir lideri olan Dr. Küçük ve dava arkadaşlarının, Kıbrıs Türk halkının bugün geldiği noktadaki büyük başarısının, zaferinin ilk adımlarını atan insanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

 “Kıbrıslı Türkler çok ezildiler, çok acılar çektiler, göç ettiler, şehitler verdiler ama Dr Küçük ve dava arkadaşları, Türkiye’ye sarılmaları, Türkiyesiz Kıbrıs meselesinin halledilemeyeceğini, Kıbrıslı Türklerin Türk askerinin adaya basmadan var olmayacağını haykırarak, hem Anadolu’ya hem Ankara’ya ısrarlarla verdikleri mesajlarla, Türkiye’nin Kıbrıs davasına sahip çıkmasını ve haliyle 1950’li yıllarda EOKA’ya karşı yürütülen mücadelede Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kurulmasını sağlayarak, Kıbrıs Türkünün artık bu topraklarda özgür bağımsız yaşayabilme umudunu pekiştirmişti”

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük ve dava arkadaşlarının, Ankara ile birlikte hareket ederek, 1960 Anlaşmaları ile Türkiye’nin garantörlük hakkının, Türk askerinin Kıbrıs’a geri dönüşünün, Kıbrıs’ta iki eşit halktan biri olarak Kıbrıs Türk halkının haklarının uluslararası anlaşmalarla tescil edilmesinin sağlanmasındaki önemli rolüne de işaret etti.

Tatar, Dr. Küçük’ün yayınladığı Halkın Sesi gazetesiyle de Kıbrıslı Türklerinin da çapında örgütlenmesine ve gerekli mesajların verilmesinde önderlik ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

“1963 yılındaki Kanlı Noel’in tüm vahşetine ve soykırımına, Kıbrıslı Türklere yapılan tüm acımasız saldırılara rağmen, Kıbrıs Türk liderliği ve önderliği ve onun şanlı direnişini taşıyabilmek fevkalade önemli bir liderlik gerektirmekte idi. Dr. Küçük bunu yapabilmiş bir liderdi. 1974’te Mehmetçiğin adaya ayak basması ve devletin kökleşerek, Federe Devlet ve 1983’te KKTC’nin ilanın edilmesi ve Dr. Küçük’ün dava arkadaşı Rauf Raif Denktaş’la birlikte o balkondan bir seslenişi olmuştu”

Dr Küçük’ün balkondan konuşmasındaki “Mademki ben bugünü gördüm, artık gözlerim arkada kalmayacaktır” cümleyi hatırlatan Tatar, “Bu dava adamımızın, özgürlük ve bağımsızlık liderimizin 1983’te KKTC kuruluşunu da görmesi ve ondan sonra aramızdan ayrılması da onun yaşamında fevkalade önemli bir dönüm noktası idi. Bu duygularla kendisini yâd ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugün artık Kıbrıs’ta yan yana yaşayan, iki devletten bahsediyoruz. Doğu Akdeniz’de yaşananlarla, Mavi Vatan’da, Doğu Akdeniz’de bugün KKTC’nin yükselen statüsü ve artan değeri ve ulusal çıkarlarımız için, 1930’larda başlamak suretiyle, verilen o kutsal mücadelenin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz” şeklinde konuştu.

ANIT ÖZEL DEFTERİ

Cumhurbaşkanı Tatar, Özel Anıt Defteri’ne de şunları yazdı:

“Özgür ve Bağımsızlık Mücadelemizin Lideri Aziz Dr. Fazıl Küçük, En zor koşullarda direniş meşalesini yaktığınız ve başlattığınız özgürlük, bağımsızlık ve egemenlik mücadelemiz devam ederken, bugün yine bir kez daha huzurunuzda olup, sizleri saygı, sevgi ve büyük özlemle anıyoruz.

Önderlik ettiğiniz varoluş mücadelesinde belirlediğiniz ‘Kıbrıs Türk’ü Türkiyesiz var olamaz’ ve ‘Kıbrıs meselesi Türkiyesiz çözülmez’ ilkeleri rehberimiz olmaya devam ederken, bu ilkeler yolumuzu aydınlatmakta ve mücadelemize güç vermektedir. Mücadelenizden ve ilkelerinizden aldığımız ilham ve güçle, mücadeleye devam ederken, kuruluşunda ve temellerinde büyük fedakârlıklarınız, emeğiniz ve alın teriniz bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek yaşatmak azim ve kararlılığındayız. İfade ettiğiniz gibi, vatan bildiğimiz bu topraklarda Rum’un azınlığı olmayacağız. Devletimizden, özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan Türkiye’nin güvencesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Aziz liderimiz rahat uyuyunuz. Kıbrıs Türk halkının bu günlere ulaşmasında verdiğiniz mücadele, bu mücadelede ortaya koyduğunuz özveri ve fedakârlıklarınız asla unutulmayacak, mücadele ilkeleriniz nesilden nesille aktarılacak, Kıbrıs Türk halkının yüreğinde ve mücadelesinde yaşayacaksınız. Ruhunuz şad olsun.”

KÜÇÜK: “MARAŞ’IN AÇILMASI DR. KÜÇÜK’ÜN YILLAR ÖNCE SAVUNDUĞU FİKİRLERDENDİ”

Dr Küçük’ün oğlu Mehmet Küçük de konuşmasında, Dr Küçük’ün “1930’lu yıllarda benden hizmet bekleyen bir vatan, bir Türklük vardır. Bunun da vazifelerin en büyüğü ve en kutsalı olduğunu anlayarak işe koyuldum diyerek” mücadeleye başladığını belirtti.

Dr. Fazıl Küçük’ün her türlü şartlar altında, kollarını sıvayarak, varoluş mücadelesine devam ettiğini söyleyen Küçük, Dr Küçük’ün, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadele sürecinde, engellerin, Kıbrıs Türk halkını birlik ve beraberliğinin sağlanması ile aşılabileceğini düşündüğünü kaydetti.

Dr. Küçük’ün Kıbrıs Türk halkını uyandırmak, bilinçlendirmek ve anavatan Türkiye ile bağlarını güçlendirmek gerektiğin bilincinde olan bir lider olduğunu anımsatan Mehmet Küçük, “Nitekim bugün gelinen noktada Türkiye ile Kıbrıs Türk halkının bağlarının güçlü ve arzu edilen düzeyde olmasının ne kadar önemli olduğu görülmektedir” dedi.

Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin, Kıbrıs’ın önemimi daha da artırdığını kaydeden Küçük, Vakıf malı Maraş’ın açılmasının ise Dr Küçük’ün yıllar önce savunduğu fikirlerden olduğunu belirtti.

Mehmet Küçük, şöyle konuştu:

“1980 yılında yani 41 yıl önce Maraş’daki otelleri ve işyerlerini açıp, dünyaya Kıbrıs’a kimin, nereye hükmettiğini göstermek gerektiğini savunuyordu. Maraş’ın derhal iskâna açılması Rum boykotuna verilecek en etkin cevap olacaktı diye düşünüyordu. Hükümet artık bu konuda harekete geçmeli ve Maraş’ın ekonomik potansiyeli halkın çıkarı için kullanılmalıdır” 

Küçük, konuşmasına şöyle devam etti:

“Liderimiz, 1968 yılından beri devam eden toplumlararası görüşmelerin neden bugüne kadar olumlu bir netice vermemesinin sebeplerini ve onların bizleri eşit haklara sahip vatandaşlar olarak görmedikleri gibi eşit insan olarak da tanımadıklarını devamlı olarak beyan ediyordu. Liderimiz, baskılarla bizi çökertmeye çalışan Rum Yönetimi’ne 46 yıl önce şu mesajı vermişti: Hiçbir ülke örgüt, ya da şahsiyet Kıbrıs için herhangi bir şekilde çözüm planı hazırlayıp bize sunmak ya da dayatmak hakkına veya yetkisine, gücüne sahip değildir. Böyle hayali çözüm planları yayan Rum çevrelerinin bunu böyle bilmeleri, anlamaları ve kavramaları lazımdır çünkü Kıbrıs için tek bir çözüm planı vardır ki o da fiilen oluşmuş bulunan iki bölgeli sistemdir ve bundan dönüş yolu yoktur. Ya bu sistem burada kabul edilip uygulanacak, ya da bu ‘de facto’ durum yıllar yılı sürüp gidecektir.”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu