Yerel Haberler

400 Yıllık Tarih Çöktü, Çökecek

400 yıllık Lefkoşa surlarının birçok bölümü çökme tehlikesi altında. Bazı yerleri çökmüş olan surlar için, Aralık ayında başlatılan koruma ve yenileme çalışmalarının baharın gelmesiyle hızlanması ve birkaç ay içinde bu çalışmaların tamamlanması öngörülüyor.

AB Finansmanı ve UNDP desteğiyle çalışmaları yürüten iki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin Türk Eş Başkanı Ali Tuncay, Lefkoşa surlarının yapımının üzerinden 400 yıl geçtiğini, yapısal bazı sıkıntılar meydana geldiğini,  birçok bölümün çökme tehlikesi altında olduğunu belirtti.

İlgili kurumları bilgilendirdiklerini ve gerekli önlemlerin alınması hususunda onlarla istişare içerisinde olduklarını söyleyen Tuncay, iki yıldır devam eden ağır kış şartlarının çalışmalarını yavaşlattığını, ancak baharın gelmesiyle çalışmaların hızlanacağını, bir kaç ay içinde çalışmaları tamamlamayı ümit ettiklerini söyledi.

Surlardaki en büyük sıkıntılardan birinin su kontrolü olduğunu, suyun surlara büyük zarar verdiğini dile getiren Tuncay, drenaj sistemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Uzun yıllar surların temizliğinin yapılmadığını, bazı noktalarda neredeyse ağaçlar bittiğini ifade eden Tuncay, projeleri kapsamında biraz bitki temizliği yapacaklarını ancak bunun tüm surlarda yapılması gerektiğini söyledi.

Tuncay, “Biz eserlerle ilgili çalışmaları tamamladıktan sonra ilgili kurumlara devrediyoruz. Dolayısıyla bu eserlerin düzenli şekilde yürütülen sürdürülebilir bakımı çok önemli. Bakımı yapılmayan eserler kısa zamanda eski köhne haline dönebilir” diye konuştu.

Surlar üzerine onlara zarar veren yapılaşma da bulunduğunu kaydeden Tuncay, surlara zarar veren bu yapıların da ele alınıp bu durumun ilgili kurumlarca çözümlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin Türk Eş Başkanı Ali Tuncay, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine, başta Lefkoşa surlarıyla ilgili olmak üzere Komitenin çalışmaları, planları, surların durumu ve yapılması gerekenlerle ilgili bilgiler verdi.

“ZAHRA SOKAK… CEPHANE BURCU…”

Son zamanlarda Lefkoşa surlarında bazı çökmeler meydana geldiğini kaydeden Tuncay, ilk olarak Zahra Sokak altında, birkaç ay sonra da sonra da  Cephane Burcu  denen yerde çökme  başladığını anlattı ve Kültürel Miras Teknik Komitesi olarak devreye girerek  buraları  projelendirdiklerini söyledi.

Aralık ayı itibarıyla hem Zahra Sokak’taki surlar hem de Cephane Burcu tamirat çalışmalarının başladığını belirten Tuncay, iki yıldır devam eden ağır kış şartlarının çalışmalarını yavaşlattığını ancak baharın gelmesiyle çalışmaların hızlanacağını  ve birkaç ay içinde bu çalışmaları tamamlamayı ümit ettiklerini söyledi.

VENEDİKLİLER, OSMANLILAR VE İNGİLİZLER

Surlarla ilgili tarihi bilgiler de veren Tuncay, surların 1568 yılında Osmanlı tehdidine karşı Venedikliler tarafından ilginç bir şekilde yapıldıklarını kaydetti. Tuncay, bu surları yapmak için Venediklilerin 1800 ev 3 manastır ve 80 kiliseyi yıkıp,  yapılan plana göre yığdıklarını, üzerlerine toprak  örtüp  üstünü de kerpiçle kapladıklarını anlattı.

Tuncay, bugün görülen taşla kaplı olan Lefkoşa surlarının aslında Venedik Dönemi’nde taşla kaplanmadığını, Osmanlılar adaya geldiğinde yıkılan binaların üzerinin toprakla örtüldüğü, onun üzerinin de kerpiçle kaplanan bir tahkimat bulduğunu anlattı.

Lefkoşa’nın fethinden sonra Osmanlıların surları tamir etmeye başladığını  söyleyen Tuncay, ilk tamir ve taş kaplamanın Osmanlılar tarafından yapıldığını belirtti.

Osmanlılar tarafından bütün surların tamirinin tamamlanmadığını,  1930’lu yıllarda geri kalan surların İngilizler tarafından taşla kaplandığını ifade eden Tuncay, bu çalışmaların 1950’li yılların başına kadar sürdüğünü ve bugün görülen taş duvarların meydana geldiğini söyledi.

Lefkoşa surlarının yapımının üzerinden 400 yıl geçtiğini ve yapısal bazı sıkıntılar meydana geldiğini, çökme tehlikesi altında olan birçok bölüm olduğunu kaydeden Tuncay, ilgili kurumları bilgilendirdiklerini ve gerekli önlemlerin alınması hususunda onlarla istişare içerisinde olduklarını kaydetti.

Surlardaki en büyük sıkıntılardan birinin su kontrolü olduğunu, suyun surlara büyük zarar verdiğini dile getiren Tuncay, drenaj sistemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Uzun yıllar surların temizliğinin yapılmadığını, bazı noktalarda neredeyse ağaçlar bittiğini belirten Tuncay, projeleri kapsamında biraz bitki temizliği yapacaklarını ancak bunun tüm surlarda yapılması gerektiğini söyledi.

Surlar üzerine onlara zarar veren yapılaşmanın da bulunduğunu kaydeden Tuncay, surlara zarar veren bu yapıların da ele alınıp bu durumun ilgili kurumlarca çözümlenmesi gerektiğini ifade etti.

“SORUNLAR ÇOK BÜYÜK… MASTER PLAN GİBİ BİR ÇALIŞMA YAPILMALI”

Kültürel Miras Teknik Komitesi olarak UNDP ile birlikte ellerinden geleni yapacaklarını ancak sorunların çok büyük olduğunu kaydeden Tuncay, dolayısıyla önlerindeki dönemde uluslararası uzmanlardan da destek alarak,  yerli uzmanların ilgili kurumlarla  iş birliği içerisinde surları kurtarmak için master plan gibi bir çalışma yapması  gerektiğini söyledi.

“40’I AŞKIN PROJE BİTİRDİK, ÇALIŞMALARIMIZA İVME KAZANDIRMAYI PLANLIYORUZ”

Ali Tuncay, Kültürel Miras Teknik Komitesi olarak hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs’ta 2014 yılından günümüze kadar 40’ı aşkın proje bitirdiklerini kaydetti ve çalışmalarına önlerindeki dönemde ivme kazandırmayı planladıklarını söyledi.

Tuncay, Tera, Alehtıora, Evdim, Maroni, Lefkara, Vuda, Orunda Camileri; Tuzla Hamamı ve Çesmesi, ile Zuhur Tekkesi’nde çalışmalar başlatacakları bilgisini verdi ve sadece Güney Kıbrıs’taki Osmanlı eserlerinde değil, KKTC’deki Osmanlı eserlerinde de çalışma yapacaklarını belirtti.

Lekoşa’da ikisi Osmanlı biri de İngiliz Dönemi’nden kalma 3 tarihi çeşmeyi restore edeceklerini ifade eden Tuncay, Girne’de de çalışma yapmaları için yoğun talep gediğini dile getirdi ve ilk etapta Girne’de bulunan Osmanlı Dönemi’nden kalma tarihi çeşmelerde çalışma başlatma kararı aldıklarını ifade etti.

Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin Türk Eş Başkanı Ali Tuncay Lefke ve Güzelyurt Bölgesi’ndeki çalışmaların devam edeceğini, bölgeye ziyaretler gerçekleştirip bazı eserlerde çalışma başlatma kararı aldıklarını da anlattı.

Kuzey’de bulunan tarihi öneme haiz bazı Rum Ortodoks eserlerinde de çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tuncay, özellikle Sazlıköy’de bulunan ve geçmişi 7. yüzyıla dayanan Panagia Kyras Kilisesi’ne dikkat çekti ve Paşaköy, Değirmenlik, Gaziköy, Yeniboğaziçi ve Yenierenköy’deki çalışmaların devam ettiğini anlattı.

“MEZARLIKLARIN TAMİRİ İÇİN DE PROJE BAŞLATTIK”

Her iki tarafta  mezarlıkların tamiri amacıyla proje başlattıkları bilgisini veren Tuncay, 3 Türk ve 2 Rum mezarlığının belirlendiğini aktardı.

Özellikle şehitliklerin tamirine önem verdiklerini aktaran Tuncay, bu konuda proje geliştirmeye başladıklarını, devlet destek verirse Güney’deki şehitliklerin yapımına da talip olduklarını ifade etti.

“YERLEŞİM YERLERİ İÇİNDEKİ BAZI KİLİSELERİN ÇAN KULELERİ ÇÖKME TEHLİKESİ ALTINDA”

2 yıldır devam eden ağır kış şartları nedeniyle yerleşim yerleri içinde bulunan bazı kiliselerin çan kulelerinin çökme tehlikesi altında bulunduğunu kaydeden Tuncay, insan hayatını tehlikeye atan bir durumu ortadan kaldırmayı amaçladıklarını da bildirdi. Tuncay, Lapta Huzurevi bahçesindeki Çan Kulesi’nin durumuna da özellikle vurgu yaptı.

MAĞUSA SURLARI VE İÇERİSİNDEKİ ESERLERDE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR

Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin önem verdiği projelerden birinin de Gazimağusa surları ve içerisindeki eserlerde yürüttüğü çalışmalar olduğunu dile getiren Tuncay, “ Son 5 yıldır Mağusa’da yürütmekte olduğumuz projeleri uygun taş eksikliği nedeniyle durdurmak zorunda kaldık. Uygun taş eksikliği sebebiyle Canbulat Tabyası için açtığımız restorasyon projesini iptal ettik. Yaklaşık 5 yıldır serbest liman içerisinde bulunan taş ocağının uygun bir yöntemle çalıştırılmasını bekliyoruz. Bugüne kadar ilgili kurumlarımız bu taş ocağını çalıştıracak bir yöntemi maalesef hayata geçiremedi” diye konuştu.

KÜLTÜREL MİRAS ELÇİLERİ…

Genç nesillerin kültürel mirasa yönelik farkındalığını artırmak, sahiplenme ile koruma duygusu geliştirmek maksadıyla Kültürel Miras Teknik Komitesi bünyesinde her iki taraftan 20’şer gencin “kültürel miras elçisi” olarak seçildiğini kaydeden Tuncay, değişik bölgelerden seçilen bu gençlere bölgelerindeki kültürel mirası gözlemleme ve koruma sorumluluğu verdiklerini dile getirdi. 

Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin Türk Eş Başkanı Ali Tuncay, “Bu kişiler bizim arazideki gözümüz kulağımız olacak” dedi.

Kültürel Miras Elçileri dışında, Kuzey ve Güney’deki uzmanlara yürüttükleri çalışmaları gözlemleme ve yerinde eğitim alma olanağı sağladıklarını da kaydeden Tuncay, bu çalışmaların da artarak devam edeceğini vurguladı.

Tuncay, eğitim sürecinde üniversiteler ile işbirliğine önem verdiklerini de belirtti.

“ESERLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİR BAKIMI ÇOK ÖNEMLİ…”

Eserlere yönelik konservasyon ve restorasyon çalışmalarının yeterli olmadığını kaydeden Tuncay, “Biz eserlerle ilgili çalışmaları tamamladıktan sonra ilgili kurumlara devrediyoruz. Dolayısıyla bu eserlerin düzenli şekilde yürütülen sürdürülebilir bakımı çok önemli. Bakımı yapılmayan eserler kısa zamanda eski köhne haline dönebilir” diye konuştu.

Tuncay, eserlerin sürdürülebilir bakımının sağlanması amacıyla her 2 taraftaki ilgili kurumlarla iş birliği içinde uzmanlara eğitim vermek için önümüzdeki aylarda hayata geçecek olan bir proje hazırlığında olduklarını da ifade etti.

“EKİP KONUSUNDA ÇOK ŞANSLIYIZ, FEDAKARCA ÇALIŞILIYOR”

Ekip konusunda çok şanslı olduklarının altını çizen Tuncay, içinden gelerek, kendinden vererek fedakârlıkla çalışan ekip üyeleri olduğunu söyledi ve ekipteki kişilere müteşekkir olduğunu vurguladı.

“SON YILLARDA KAMUOYUNDA ESKİ ESERLERE YÖNELİK FARKINDALIK ARTTI”

Yaptıkları çalışmaların öncelikle Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderleri ve ilgili kurumlardan destek görmesinin önemine de işaret eden Tuncay, son yıllarda kamuoyunda eski eserlere yönelik farkındalığın arttığını gözlemlediklerini, özellikle Güney Kıbrıs’ta bulunan eserlerin tamiri için Güney kökenli  Kıbrıslı Türkler’den büyük destek gördüklerini vurguladı.

Kendilerine destek veren halka özellikle teşekkür eden Tuncay, “bu eserlerin gerçek sahibi insanlıktır” diye konuştu ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi’ne de desteğinden dolayı teşekkür etti.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu