Rum Basını

Çavuşoğlu’nun, açıklamalarını yanıtladılar

Rum Hükümeti’nin, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Kathimerini” gazetesine verdiği röportaj çerçevesinde Kıbrıs sorununa ilişkin yaptığı açıklamalara yanıt verdiği belirtildi. 


Alithia gazetesi, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis ve Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu’nun, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarını yorumladığını yazdı.
Habere göre, Çavuşoğlu’nun federasyonla ilgili yoğun müzakerelerin başarıya yol açmadığına ilişkin değerlendirmelerini değerlendiren Hristodulidis, Kıbrıs sorununda amaçlanan çözümün, BM kararları temelinde iki kesimli, iki toplumlu federasyon olduğunu ve bu mesajın net olduğunu belirtti. 


Türkiye’den beklenen yanıtın, ‘müzakerelerin, 9 Ağustos’ta iki liderle karşılıklı anlayışın sağlandığı referans şartları temelinde, Crans-Montana’da kaldığı yerden yeniden başlaması’ şeklinde olduğunu ifade eden Hristodulidis, müzakerelerin yeniden başlamasının, sadece ve tek amaçlanan hedefinin, Kıbrıs sorununa, BM kararları temelinde çözüm bulunması olduğunu yineledi. 


Hristodulidis, Türkiye’nin farklı bir tutumu varsa bunu BM Genel Sekreteri’ne sunması gerektiğini belirtirken, Kıbrıs Rum tarafının ‘referans şartları temelinde kalındığı noktadan yeniden başlamak’ olan yaklaşımının ise net olduğunu  ifade etti. 
Çavuşoğlu’nun, referans şartlarından önce, hangi çözüm modelinin isteneceğine karar verileceği bir konferansın yapılmasına ilişkin açıklamasını da yorumlayan Hristodulidis, “Çavuşoğlu’nun bu tezleri, gelecek hafta New York’ta bir araya geleceği BM Genel Sekreteri’nin kendisine taşıması ve referans şartlarına gerek olmadığını söylemesi iyi olacak” ifadesini kullandı.


Hristodulidis, Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri’nin çağrısı üzerine referans şartlarına yanıt verdiğini anımsatarak, iki liderin referans şartlarına ilişkin karşılıklı anlayışı 9 Ağustos’ta belirlediğini vurguladı.


PRODROMU
Rum Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu ise açıklamasında Türkiye’nin şu anda, iki lider arasında referans şartlarında sağlanabilecek gibi görünen uzlaşıyı bozmak için müdahalede bulunduğunu ileri sürdü.


Türkiye’nin iki yıldır müzakerelerin yeniden başlamasını bertaraf etmeye çabaladığını iddia eden Prodromu, Guterres çerçevesinden, özellikle garantilerin kaldırılması ve askerin ayrılmasına ilişkin parametreleri gereksizleştirerek kaçınmak istediğini savundu.

ÇAVUŞOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununda garantiler tartışmasına ilişkin, “Türkiye’nin garantörlüğü olmasaydı Kıbrıs Türk halkının hakkı yenmişti. Bana göre her zamankinden daha fazla (garantörlüğe) ihtiyaç var.” dedi.

Çavuşoğlu, Kathimerini Kıbrıs’a verdiği röportajda, Kıbrıs meselesi ve hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçmişte federasyon odaklı yapılan birçok müzakerenin başarısızlıkla sonuçlandığını anımsatan Çavuşoğlu, “Son olarak Crans-Montana’daki başarısızlıktan sonra yeni seçenekleri değerlendirmek gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, bu konuda desantralizasyon, gevşek federasyon, konfederasyon gibi yeni fikirlerin Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’ten geldiğini dile getirerek “Farklı seçenekler değerlendirilmeli. Bu farklı seçeneklerin herhangi birini biz empoze etmiyoruz, hiçbirisini de dışlamıyoruz. Ama neyi müzakere edeceğimizi belirleyelim. Biz önce bir müzakere referans belgesini oluşturalım. Ondan sonra da sonuç odaklı bir müzakereye gidelim.” diye konuştu.

Müzakere referans belgesi için garantör ülkeler ve Kıbrıslı tarafların katılacağı beşli gayriresmi toplantıyı adres olarak gösteren Çavuşoğlu, referans belgesinin son derece net ve muğlak ifadelerden kaçınılarak hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, müzakerelerdeki başarısızlığın sorumlusu olarak Anastasiadis’i göstererek şöyle devam etti:

“Müzakerelerin başarısız sonuçlanmasına neden olan, siyasi eşitliğe dayalı konularda mesafe katedilmemesi ve daha önce Ada’da hatta sonra İsviçre’nin değişik şehirlerinde sağlanan mutabakatlardan bile Anastasiadis’in geri adım atmasıdır. Siyasi eşitliğe inanmıyor. Kıbrıs Türk tarafıyla herhangi bir şey paylaşmak istemeyen bir anlayış var. Biz de diyoruz ki bu sefer neyi müzakere edeceksek başta bunların net olması lazım. Somut bir şekilde, referans belgesinde bunların olması lazım. Dönüşümlü başkanlığa önce evet dedi sonra hayır dedi. Şimdi ise siyasi eşitliği kabul etmiyorum diyor. Dolayısıyla bu anlayışla müzakereye gittiğimiz zaman 50 yıl kaybettiğimiz gibi, bir 50 yıl daha kaybedebiliriz.”

“Garantiler olmasaydı Kıbrıslı Türklerin hakkı yenmişti”

Kıbrıs Türk halkının garantörlük sisteminin kalmasından yana olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Buna duyarsız kalamayız. Diğer taraftan Kıbrıs Türk halkının talebi ortadayken bu güvenlik ve garantileri tek sorun olarak göstermek, “sıfır güvenlik, sıfır garanti” gibi şart koşmak gerçekçi değil.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’in birçok tarafın mevcudiyeti olduğu, ciddi sorunları bulunan bir bölge olduğuna dikkati çekerek “Hidrokarbon konusunda mesela Türkiye’nin garantörlüğü olmasaydı, Rum tarafı Türk tarafının hakkını hiçbir zaman vermeyecekti. O kadar uyarmamıza rağmen hiçbir adım gelmedi. Hiç ciddiyeti olmayan, muğlak şeylerle ciddiyeti olmayan teklifler geliyor. Türkiye’nin garantörlüğü olmasaydı Kıbrıs Türk halkının hakkı yenmişti. Bana göre her zamankinden daha fazla (garantörlüğe) ihtiyaç var.” şeklinde konuştu.

Crans-Montana’daki müzakerelerde Türkiye’nin garantiler ve güvenlik konusunda gerekli hassasiyeti gösterdiğini ifade eden Çavuşoğlu, “Güvenlik ve garantiler konusunda biz gösterebileceğimiz esnekliği ortaya koyarken, Ada’da varılan mutabakatlardan (Anastasiadis’in) geri dönmesi, siyasi eşitlikten, dönüşümlü başkanlıktan geri adım atması, etnik katılımdan vazgeçmesinin güvenlik ve garantilerle hiç ilgisi yok.” diye konuştu.

Rum tarafının hidrokarbon gelirlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile paylaşımına yönelik teklifini değerlendiren Çavuşoğlu, “Bunun kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Önceden birçok şart koşuyor sonrasında da belki veririm diyor.” dedi.

Çavuşoğlu, Rum kesiminin muhatabının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olduğuna işaret ederek “Türkiye’yi muhatap alarak bu tarafı yok sayıyor. Bu şekilde Türk faaliyetleri dursun, ondan sonra her şey benim istediğim gibi olursa belki veririm diyor. Burada bir oyalama taktiği var. Ama biz artık bunlara kanacak değiliz.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini sürdüreceğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Kendi kıta sahanlığımızdaki faaliyetleri biz sorgulatmayız. Ayrıca KKTC’nin ruhsat verdiği alanlardaki faaliyetlerimizi de ortak bir çözüm buluncaya kadar devam ettireceğiz. Tek taraflı faaliyetlerle bir yere varamayız. Kıbrıs Türk tarafının hakkı bir şekilde yenecektir. Ortak bir çözüm bulunması ve hakça paylaşılmasından yanayız.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, hidrokarbon gelirlerinin paylaşımı konusunda Kıbrıs Türk tarafının teklifinin birçok kesimden övgü aldığını dile getirerek teklifin hala masada olduğunu kaydetti.

Kapalı Maraş

Kapalı Maraş bölgesinin açılması kararına yönelik bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, 1974’ten bu yana atıl olan bölgenin değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek mağdur olan birçok şahıs ve şirketin bulunduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, kapalı Maraş’ta şahısların haklarını elde etmesinin önemli bir konu olduğuna işaret ederek taşınmaz mal komisyonuna Rum kesiminin itiraz ettiğini ancak çok sayıda Rum’un mülklerini değerlendirmek için başvuruda bulunduğunu ifade etti.

Elektrikte Yeni Dönem
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu